112223133 kişi ziyaret etti 01 Kasım 2014 Cumartesi  10:46
Abone Ol | Reklam Ver | Bize Yazın | İletişim


                                tsavas@comu.edu.tr


11.08.2012

       
Yazdır Gönder
Paylaş    

 


Denizde balık...
 

Geçtiğimiz Salı günü gazetemizde yer alan "Denizlerimizde balık tükeniyor!" başlıklı habere ilişkin küçük bir araştırma yaparak görüşlerimi yazmak üzere oturduğumda çok ilginç bir şey oldu. Burçlarla aram pek yoktur; hangi burcun hangi tarihlere denk geldiğini de bilmem. Hani balıkla ilgili yazacağım ya, belki ilginç bir şey vardır diye internette balık burcuna baktım ( http://www.balikburcu.net/gunluk-fal.html ). Aynen şu satırlarla karşılaştım:
"Eldeki birikimlerin daha temkinli kullanılması gerekiyor".
 
Ne kadar gizemli, değil mi?
 
Şaka bir yana gerçekten de doğal kaynakların çok daha temkinli kullanılması gerekiyor. İnsanoğlu o kadar açgözlü ki nedense doğal kaynakların sonsuz olduğunu düşünüyor. Aslında düşünüyordu, ama artık görüyor ki kazın ayağı hiç de öyle değil. Buna rağmen açgözlülüğü bırakmıyor. İntihar ediyor adeta...
 
Jared Diamond uygarlıkların ve toplumların çöküşünü "tüfek, mikrop ve çelik" ve "çöküş" kitaplarında çok detaylı anlatıyor. Diamond kitaplarında, çöküşün nedenleri arasında kıt kaynakların sürdürülebilir bir şekilde kullanılmamasını açık bir şekilde gösteriyor.
 
İnsanoğlu kendisini kandırmaya devam ediyor. Ama bilim adamları doğal kaynakların tükenmekte olduğunu söylüyor. Dünyada tüketime sunulabilecek balık stoklarının yaklaşık %90'nının tükendiği belirtiliyor. Bu durum, neredeyse tüketime sunulan her iki balıktan birinin kültür balığı olmasına rağmen bu şekilde gelişiyor.
 
Balık avında her tür yüksek teknolojiden yararlanılıyor. Radar, sonar hatta Japonlar helikopterlerle ton balığı sürülerini gözlüyor ve bulduklarında balıkçı fabrika gemilerini buralara yolluyorlar.
 
Uzmanlar ton balığının soyunun tükenmenin eşiğinde olduğunu söylüyorlar.
 
Araştırmacılar, iyi av yıllarında 5 milyon ton sardalyenin avlandığı Kuzey Pasifik'te sardalye stoklarının alabildiğine azaldığını bildiriyorlar.
 
Balıkçılık endüstrisi daha çok, daha çok derken aslında kendi sonunu da hazırlıyor. Tabi denizlerde balıkların tükenmesinden en büyük zararı şu anda küçük balıkçılar görüyor. Dünyada kıyı balıkçılığı ile geçimini sağlayan milyonlarca insan var. Ancak kıyı balıkçıları denizlerdeki balık stoklarının "çöküşünden" sorumlu değil.
 
Tüm kota ve yasak önlemlerine rağmen, avlanan balıkların üçte biri kota dışı veya yasak kapsamındaki avcılıktan geliyor.
 
Dünya balık avcılığı bu şekilde artmaya devam ederse çok yakında denizlerdeki balıklar tükenecektir. Gerçi bizler karadaki hayvanlarımızı yemeye devam edebiliriz. Ancak yaşamları bu balıklara bağlı birçok deniz canlısının da soyu tükenecektir. Tüm deniz ekosistemi tehlikeye girebilir.
 
Evet, balıkların tükenmesi tüm bir endüstrinin göçmesi anlamına da geliyor. Bundan da yine sayıları çok olduğu için daha ziyade kıyı balıkçıları daha çok etkilenecektir. Yani her sektörde olduğu gibi küçükler...
 
Salı günü habere konu olan kıyı balıkçıları benim komşularım. Bu yönüyle de konu beni ilgilendiriyor. Onların, özellikle bütün gece sandal ile, soğukta balık yakalayabilmek ve evlerine ekmek getirebilmek için gayretlerine hayranlıkla tanık oluyorum. Bizler sıcacık yataklarımızda mışıl mışıl uyurken onlar soğukta, denizin ortasında iliklerine işleyen rüzgâra açık bir şekilde, ıslanarak işlerini yapmaya çalışıyorlar. Zor iş, çok zor...
 
Doğal kaynakların "işletilmesine" siyaseten karar vermenin zamanı geçti. Her şeyde olduğu gibi bunlarda da bilimsel bulgulara göre hareket etmeliyiz. Balıkçı komşularımın dediği gibi, çocuklarımızın balıkları yalnızca fotoğraflarda görmemesi için acil olarak radikal önlemler almalıyız.
 
Buna karşı balık tüketicisi olan sizlerin de yapabilecekleri var....

 

 

Yazarın Diğer Yazıları
29 Ekim 29.10.2014
İran Üniversiteleri 26.10.2014
Konya 22.10.2014
Kobane 12.10.2014
Akademisyenin saygınlığı 08.10.2014
"Birleşik mücadele zamanı" 01.10.2014
Ziraat Mühendisleri Odası 28.09.2014
Çöp 24.09.2014
Nüfus patlaması... 21.09.2014
Nasıl bir Rektör? 14.09.2014
Us 10.09.2014
Rektör adayı 07.09.2014
Değerli (!) mutsuzluk 03.09.2014
İsimler ve kişilikler 31.08.2014
“Suriyelileri istemiyoruz” 27.08.2014

 

 

Köşe Yazıları
Çalıkoğlu’na yakışmadı!
Sermet Atadinç
2015’ten niçin korkuyorum?
Haluk Şahin
VALİ ÇINAR’A AÇIK MEKTUP – 2
Turgut Çamer
Bak bak
Telat Koç
“Yarın, bugünden daha güzel olacaktır…”
Gemici
Seba'nın ardından
Cahit Göveren
MASKE
Ensar İlyasoğlu
PARA,PARA,PARA
Ruşen Fuat
29 Ekim
Türker Savaş
ISISIZLIĞIN ORTASINDA
Ercan Karaman
AKLIN YOLU
Hasan Küçükoba
Gel de, yaz!
Konuk Yazar
ÇOCUKTA ZİHİNSEL GELİŞİM
Hakan Şahintürk
 
 

 

 

1448